Tüm mineralli sular dogal olarak minerallerden zengindir. Yeraltinda olusma süreçlerinde hemen hepsi degisik düzeylerde kalsiyum, magnezyum ve sodyum, bazilari da flüorür içerir. Bu mineraller insan sagligi için yasamsal önem tasirlar. Kalsiyum; kemik ve kalp-damar sagligi ve sinir uyari iletimi, magnezyum; kalp, kas ve sinir sagligi ve enerji üretimi, sodyum; su-elektrolit ve asit-baz dengesi, sindirim destegi ve uyari iletimi ve flüorür de; dis ve kemik sagliginda yasamsal islevler görür.
Bu minerallerin mineralli sulardan emilerek vücuda alinmalari ve söz konusu islevlerde kullanilmalari (biyo-yararlanimlari) diger dogal besin kaynaklari ve yapay destek ilaçlarindan daha yüksek oldugu anlasildi. Günde bir litre mineralli su içilmesi günlük mineral gereksiniminin yeterli karsilanmasina destek olur. Bu destegin özellikle çocukluk, ergenlik ve gençlikte saglanmasi önemlidir.
Mineralli su aktif yasam, spor ve egzersizde dogal su destegidir;
Sagligin korunmasi ve gelistirilmesinde dengeli ve yeterli beslenmenin yaninda günlük fiziksel aktivitelerin artirilmasi ve çesitlendiriimesinin yararlari günümüzde giderek daha iyi anlasiliyor. Sportif faaliyetlere katilma, egzersiz yapma, yürüme ve kosu gibi aktivitelere katilma günümüz insaninin saglikli aliskanliklari arasinda daha çok yer aliyor. Bu arada, tüm bu aktiviteler sirasinda ve sonrasinda görülen kilo kaybinin, asilinda tamamen terleme ile olusan su ve mineral kaybina bagli oldugu unutulmamalidir. Bu su ve mineral kaybinin karsilanmasi yasamsal önemdedir.
Bunu saglamanin en iyi yollarindan biri güne baslarken, gün boyu, özellikle de aktiviteler sirasi ve sonrasinda mineralli su içilmesidir. Böylece, kaybedilen vücut suyu yerine konuldugu gibi, artan kas ve hücre metabolizmasi yeterli miktarlarda minerallerle desteklenir ve yasamsal önemdeki su-elektrolit dengesi korunmus olur. Günlük fiziksel aktivitelerde mineralli su yasamsal destek saglar.
Kaplicalar; Tarihsel ve Dogal Zenginlik
Termal ve mineralli sularin dinlenme ve saglik amaçli kullanimi insanlik tarihi ile yasittir. Türkiye topraklari bu kullanima sahitlik eden sayisiz tarihsel kalita sahiptir. Türkçe'de sicak sular ve çiktiklari yerlere "ilica" denir.
Buralar, amaca uygun tesisler ve hamamlar yapilmasi ile "kapali ilica" diye anilir olmus, sonradan da "kaplica" sözcügü gelismistir.
Türkler Anadolu'ya getirdiklerinde "Çerge" (buhar banyosu) gelenegini burada karsilastiklari Roma banyosu ile uyumlastirarak "Türk Hamami" kullanimini gelistirdiler. Termal su bulunan yörelerde ise, suyu havuzlarda da kullanarak "Türk Kaplica Hamami" tarzini yarattilar. Böylece, hem saglik, hem de temizlik amaciyla kaplicalari kullandilar. Kaplica gelenegi, ülkemizin zengin mineralli sicak su kaynaklan sayesinde güçlü bir sosyokültürel bir olgu olarak varligini günümüzde de sürdürüyor. Kaplicalarin sagligi koruma-gelistirme, tedavi ve rehabilitasyon amaçli modern kullanimi ise ülkemiz de dahil olmak üzere, basta Avrupa, Asya, Afrika ve Güney Amerika'da son on yilda bilimsel bilgi birikimiyle giderek güçlenen ve yayginlasan bir yaklasim.